20 Aralık 2013 Cuma

Aklımdakileri bir sıraya koyamıyorum. Bunu bir becerebilsem, nereden başlayacağımı da kestirebilirim belki. Yeniden başlama cesaretini gösterip hâlâ bir adım bile atamamış olmamın tek sebebi de bu aslında. Geçenlerde 23'ümde yazdığım bir kaç şey buldum. Tuhaf bir his çöreklendi içime. Tecrübe olarak ondan ileride olmam gerekirken fark ettim ki ondan öğrenecek çok şeyim var. Zira o zamanlar ne yaptığımı biliyormuşum. Şimdilerde ise yaptığım tek şey bir modern zamanlar kadını olarak sabahları seğirte seğirte işe gitmek. Uzun zamandır tek satır bir şey okuyamıyorum. Ne zaman kitap mı okusam, film mi izlesem diye ikileme düşsem neticede ikisini de yapmıyorum. Ne yaptığım konusunda ise hiçbir fikrim yok. 27 yaşındayım, az şey mi? 27 yaşındayım ve bununla ne yapacağımı bilemiyorum. 27 yaşındayım ve kendime geleceğe dair hiçbir vaadde bulunmuyorum. Realist falan değilim tek mesele içimden gelmiyor. Hata yapma lüksümü artık kaybetmiş sayılırım. Zira bu vakitten sonra ne telâfisi mümkün, ne de benim yeni bir acıyı göğüsleyecek kudretim var. Günlerimi, birine anlatmak üzere biriktiriyorum. İyi mi ediyorum bilmiyorum ama içimdeki romantik bana böyle buyuruyor. Geçenlerde kar yağdı meselâ. O an her şey iyi olacakmış gibi hissettim. Gerçek bir mutluluktu. Sonra karlar eridi, ben kendime geldim ve oracıkta iç sesime haddini bildirdim:
- Seni kolay olacağına kim inandırdı ki zaten? Yok öyle bir cennet!