4 Ocak 2014 Cumartesi

Günler öylesine geçiyor. Benimse tek maharetim onlara ad koymak. Ama bazen bu kadarını bile beceremiyorum. Meselâ bana sorsanız dünden bugüne iki gün geçmiş gibi. Bunda ilaç kullanıyor olmamın etkisini de yadsıyamam elbet. Altı saat ara ile theraflu alıyorum, iki saat aralıklarla uyuyorum. Aslında yatmak mesele değil, şimdilik şikayetim yok. Zor olan şu ki hastalık beni daha da duygusallaştırıyor. Sanki vücudumda dolaşıp duran mikroba değil de kederlere karşı direncim azalıyor. Güçlü olmaktan yorulduğumda hastalık bahanesiyle acıya teslim oluyorum, boyun eğiyorum sanki. Kendimi daha çok dinliyorum, dinlerken de daha çok yoruluyorum. Zannediyorum tam da bu yüzden hastalıklar günahlara kefaret sayılmış olmalı. Mâdem kalbi yerle bir eden acılar bağışlanma için bir vesile kabul edilmiş, ben diyorum ki özlemek de birkaç günaha bedel sayılsın. Çünkü ben bundan daha beterini henüz bilmiyorum. Ayrılık demeyin ayrılık da, birini kaybetmek de neticede bir süre sonra "onu özlemek"e çıkıyor. Saç diplerimdeki sızıdan biliyorum ben bu hissi. Burun üstü yere düşmek ne ise, özlemek de o benim için. Böyle zamanlarda "Allahım" diyorum. "Bana biraz göz aydınlığı.."