5 Nisan 2014 Cumartesi

Sevdiğim ve dilediğim şeylerin kaderimde olmama ihtimâliyle yüzleşmek, kurabileceğim en mükemmel cümlenin peşine, kendinden önceki her cümleyi noksanlıkla ithâm eden bir 'ama' yakıştırmak kadar vurucu oldu bayım, haklısınız. Genç denilebilecek bir yaşın neredeyse ortasındayım ve yaşadığım bu dehşetten beri mütemâdiyen eskiyorum. Sallanıp duran bir dişi muhtemel bir ağrıyı göze alarak diliyle gidip gelip ittirir gibi, fırsat bulduğum her ân, kaderle baş etmenin imkânını düşünüyorum. Abartıyorum bayım evet, çünkü ben gözünde büyütmek gibi rezil bir hassasiyetin mükellefiyim. Açıkçası bazen de hayret ediyorum. Bütün bu ahlâki zaaflar ve dünyalık hevesler nasıl oluyor da temize çekiliyor, bunca kelime varken anlaşmak neden bu denli zor aklım almıyor. Bilmiyorum farkında mısınız bayım, ama biz tekmil insanlar bir süredir büyük bir felâket olsun diye bekliyoruz. Gün içerisinde en çok huzursuzluktan besleniyoruz. Memnun olmak üzere gittiğimiz memleketlerde bile bir hayal kırıklığı arıyoruz. Birbirimizi perişanlığın sınırlarına kadar çekip sonra da iyi olmanın vebâlinden bahsediyoruz utanmadan. Üstelik her gün sevdiğimiz insanların kibrine tanık oluyoruz ve bu plastikliği hiç yadırgamadan hazmediyoruz. Önceliklerimiz bile bizi ele veriyor artık. İyi ki Tanrı değiliz bayım. Hatadan münezzehlik bize göre değil.