22 Ağustos 2014 Cuma

Bunca eksiği bir araya getirince bir bütün etmiyor. Kafamı duvarlara çarpıp çarpıp nihayet anladım. Kan revan bir ahmaklık. Demek böyle böyle çıldırıyor insan, böyle böyle varamıyor bir yere. Bu kez hata yapmanın sağladığı konfora tecrübe demek, kabahatlerimi örtmeye yetmiyor. Penceresinde tül perdelerin güneşlendiği bu tek göz yer, bana güven verecek bir genişlik bahşetmiyor. Halbuki daha iyisinin olmayacağına ikna olduktan sonra her şeye alışabiliyor insan. Her şeyin mükemmel göründüğü bir açı muhakkak var. 'Hepimizin hikâyesi iyi kurgulanmıştır' demek mümkün bu noktada. 

Böyle düşününce çiçeksiz bir bahçede, masasız iki sandalye keder vermiyor bana. Yalnızlık pahasına da olsa tüm mesafeler ağırdan alınabilir, insan yarasını pekâlâ sevebilir sanıyorum. Belki ben kırgınlığıma zalimce bir hayranlık duyuyorum, bilmiyorum. Ama emin olduğum bir şey var. İhtiyat ile aidiyet bir arada olmuyor, yürümüyor. Bir vaziyet, bir korku insanın kalbine yerleşmesin bir kere. İşte böyle böyle, benim de içimde bir ırmak tükeniyor.

haşiye