23 Ağustos 2014 Cumartesi

Sınanmamış hiçbir yakınlığa inancım yok. Hep söylüyorum. İnsanların aklına ne zaman geldiğin, hangi şartlarda senin dostluğunu anımsadıkları aranızdaki ilişkinin sıhhatini belirlemede en sahih kıstas. Olağan çizgilerinin biraz dışına çıktığında, alttan almadığın tek bir seferde seni ne kadar tolere edebildikleri, aranızda hiç dillendirilmemiş o keskin sırrı açığa çıkaracak bir kuvvete sahip. Çünkü hakikat değişiyor. Hakikatin mahiyeti konuştuğumuz, oturduğumuz, durduğumuz yere göre hakikaten değişiyor. Yerimiz değişti diye, hakikatimiz de değişiyor. İşte böyle böyle güvenmemeyi öğreniyor insan. Böyle böyle anlatmanın, paylaşmanın huzursuzluğuyla tanışıyor. 
Halbuki insan kesemediği şeyleri bu kadar uzatmamalı, mahremiyetin sınırlarını bu kadar geniş tutmamalı esasında. Yoksa böyle böyle kahroluyor sonra. Eşyayı bile kaplayan bir keder, olanca ağırlığıyla, kâr kalıyor yanına.