31 Aralık 2014 Çarşamba

Dünya dönüyor. Her şey, bir şeyin etrafında mütemadiyen dönüyor. Ben de hep başa dönüyorum. Alışkanlıklarıma olan sadakatim beni bile şaşırtıyor bazen. Sanki başka türlüsü mümkün değilmiş gibi hep aynı yerde yakalıyorum kendimi. Aynı kitaba aynı yerden başlıyorum. "Senin" diye imzaladığı her bir mektubun daha evvel okunmuş cümlelerinde aynı dehşetle perişan oluyorum. Kalbim parçalanır gibi olduğunda kapağını kapatıp yine baş ucumdaki komodinin üzerinde bekletiyorum.  Şimdi yine parmaklarım sayfaların arasında, pencerenin kenarına ilişmiş, hırkamı ellerime kadar çekmiş, sokak lambasının ışığında karı izliyorum. Halbuki yirmi üçüme kadar bu mevsimi hiç sevmedim ben. Sonraki bütün kışları ise, kalbim yerinden çıkacakmış gibi heyecanla bekledim. İçimdeki bu taş nasıl oldu, neden kırıldı şimdi tek tek biliyorum. Şu çıktığım tepe, bu aşamadığım düzlük, bu incinmek sanatı, başımıza yıkılmayan dünya, bu tutmayan dua kimsenin hatrı değil. Olmuş olan ve olacak olan ne varsa, en nihayetinde dönüştüğümüz insanın sebebidir.