11 Mart 2015 Çarşamba

Sonu sana çıkan bir yol, tek bir uçtan bile olsa, kapanacağını ümid ettiğim bir mesafe olsa, belki diyeceğim bir ihtimalin imkânından kendime pay biçerdim, yalan değil. Ama bu boşluk, dolmayacak bir vâdeden başka bir şey değil. Hele de sen dünyanın bütün ağrılarını göğsünde ağırlarken, bir defa olsun kederinin sebebi ben olur muyum, buna lâyık olur muyum bilmiyorum. Ben bugüne dek en çok sade sevinçleri ve yenilgileri sevdim. Senin de söylediğin gibi, dünyanın üzücü üstünlüğünü çoktan kabullendim. Bir şeyin güzelliğinden nasıl bahsedilir pek bilmezdim, ama sayende "canımı yakacak kadar güzel" ölçüsüne tanıklık ettim. Şimdilerde ise, yalnızca yedi satırda başlayıp bitirdiğin bir masalı okuyup öyle uyuyorum. Bunun adı rüyaya yatmak mı yoksa yavaş yavaş çıldırmak mı, onu da bilmiyorum. Ama acı olan şu ki, ben, bir gün tüm cesaretimi toplayıp kendime senden bahsederim diye korkuyorum.