11 Aralık 2016 Pazar

Bu hâlimi iyi tanıyorum. Ani bir hatırlayışın zihnimi alt üst edişini, aynı cümleyi defalarca baştan alıp sonunu bir yere bağlayamayışımı, içimin kederle nasıl dolup taştığını, aldığım kararda önce sapasağlam durup sonra kendi başıma yıkılışımı üzülerek izliyorum. Bu mesafenin, kendimi bu denli uzakta hissedişimin beni bu denli perişan edeceğini tahmin etmiyordum. Her akşam oturuyorum, dizlerim karnımda, nerden musallat olduğunu bir türlü kabullenemediğim bir hüznü bağrıma basıyorum. İnsan bir hâli kendine yakıştırıp sevince, neye mal olduğuna bakmıyor bile. Günlerdir kahırdan uyuyamıyorum ve ben bu hâlimi çok iyi biliyorum. Bunu bilmek beni dayanamayacağım kadar üzüyor. Adını koyamadığım bir endişede haklı çıkıp kalbimi paramparça etmek yerine, keşke ahmaklık ettim diye pişmanlıktan perişan olsaydım diyorum. Ben bu kırgınlığı, bu hayal kırıklığını artık teskin edemiyorum. İman ettiğimi sandığım hiçbir izah içimi yatıştırmıyor. Beni bir söğüt gibi titreten o hikâye, şimdi sadece ayağıma dolaşıyor.