11 Ocak 2017 Çarşamba

Dünyada kahramanlık ya da zafer ile tavsif edilemeyecek bir şey varsa o da bir insanın gönlünü incitme cesaretidir. Sizi aynı sokaktan geçtiğiniz, mahallenin marketinde birlikte alışveriş yaptığınız, aynı kafede bitişik masalarda oturduğunuz, bankada peş peşe sıra beklediğiniz, yanından öylece geçip gittiğiniz kimseler üzmez. Bu dünyada içinizi paramparça etme kudreti, her fırsatta sizi ne çok sevdiğini dile getiren kimselerin elindedir sadece. Onlar -elbette sağ olsunlar, hep var olsunlar, eksik olmasınlar- bu kudreti hoyratça kullanmaktan asla imtinâ etmezler. Aranızdaki tüm samimiyeti çiğneyip sizi zaafları ile vurmaktan asla çekinmezler. Kendilerini hizaya çekemedikleri meselelerde asla bozulmamış niyetlerini temize çıkarıp ortadaki kabahati yakıştırabilecekleri biri olarak sizi harcamakta bir beis görmezler. Başkalarına büyük bir cömertlikle lutfettikleri zamanı ve merhameti, sıra size gelince titizlikle hesap etmek isterler. Başkaları ile olan dostluklarının, aliyyül âlâ derecesindeki muhabbetlerinin etrafta bilinmesinin, takdir edilmesinin, bir sakıncası yokken, sizi bir dost olarak teşrif etme bahtını sizden esirgerler. Bir güzelliğe ya da bir hüzne onu ortak etme hevesinizi söndürür, ciğerinizi de söker elinize verirler. Endişenize teselli, derdinize çare, canınıza şenlik, neşenizde birlik olmazlar. Bir kusurunuz olmasa bile değerinizi düşürecek bir noksan, kötü bir niyet muhakkak bulurlar ve sizi tam da oradan, en emin olduğunuz yerden, bir gün muhakkak vururlar.