5 Eylül 2016 Pazartesi

İnsan yanılmaya ilkin kendinden başlıyor, bilin istiyorum. Her şeyin ölçüsü benim zannediyor, hata ediyor. Meselâ ben, başkasına dair fikir yürüteceksem hemen kendimden pay biçiyorum. Bir şeyin ayıplığı kesinse bana göre, başkası da onu ayıp görüyor sanıyorum. Bana göre bir haksızlık varsa bir meselede, o haksızlık başkasının da canını yakıyor muhakkak, onu öyle biliyorum. Bir yanlışlık var bu işte, bak gün gibi ortada diyorum. Başkası koşup yetişiyor imdadıma, seviniyorum. Kendimden kötülük diye neyi ummuyorsam, başkasının da göstermediği yüzü orasıdır biliyorum. Ne bulamıyorsam kendimde fedakârlık ve dostluk adına, başkası muhakkak sahiptir ona, yemin ediyorum. Başkası o kadar mükemmel, başkası o kadar dost, başkası o kadar mütevazı. Beni başkasından ayıran en zayıf taraf ben olmanın faydasızlığı. Bir yer var içimde, benden sık sık şüphe ediyorum. Ama söz başkasına gelecek olsa, hiç düşünmeden ona kefalet diliyorum. Bende bir iyilik varsa başkasında ondur. Ben ne sanmıyorsam beni, başkası tam olarak odur.
Bak burası bir hiza, bu kez elimle çiziyorum. Ben ne zaman "başkası" düşlesem, beni ilk o hizaya çekiyorum.